• Bağlantılar

Oku

Şubat 19, 2008 · Kategori: Öykü

?>?>

Mağaranın içinden gelen kuzluğa ilerledim. Duvarlar şekilsizdi, yapışkandı ve örümcek ağlarıyla doluydu. Bir süre sonra kuzluk kayboldu, salt karanlığa gömüldüm. Bağdatlı hırsızın verdiği kandili yaktım. Mağaraya girdiğimden beri duyduğum seslerin fare ciyaklamaları olduğunu düşünmüştüm; sonunda bunun bir insanın iniltisi olduğunu anladım. Yaklaştıkça, gelen ses dar kanalda yankılanmaya ve rahatsız edici bir hal almaya başladı. Önceleri defalarca iğrenç gul sesleriyle, demonların ve cinlerin kendisine yaklaşmaya çabalayanları yıldırmaya çalışan gürültülü çığlıklarıyla karşılaşmıştım ama bunlar ve bunlar dışındaki hiçbir ses beni bu insanınki kadar ürkütmemişti. Bu insan kendini zorluyor gibiydi, damarlarını hiçbir nesne kullanmadan parçalamak istiyordu; en korkuncu bunu sessizce yapmaya çalışıyor, bu sesini bastırma uğraşıysa, atması gereken çığlıkları dehşet veren bir yakarma haline sokuyordu. İnsan korkuyordu, kendisinden korkuyordu, ama bunun dışında kendi yarattığı başka bir şeyden daha…

Kanal bitimi küçük bir açıklığa vardığımda uzun sakallı bir adam gördüm. İnilti bu adamdan geliyordu. Etrafında güvercin ölüsü, ağaç dalı, düzeltilmiş taş parçaları gibi çevreyle uyumsuz nesneler vardı. Bir kandilin hemen yanına bağdaş kurmuştu. Yüzünü bu kandil aydınlatıyordu. Kandilin yanıbaşında durmasına rağmen gözlerini kapatmıştı. Başı bir ileri bir geri gidip geliyordu. İniltisi bazen bastırılmış bir çığlığa dönecek oluyor ama hemen bir ağıt sesi çıkarıp inlemeye devam ediyordu. Tahmin etmeye ne gücümün ne de cesaretimin yeteceği bu acıyı dua ederken çekiyordu.

Orada ne kadar durup bu düşün beni terk etmesini beklerken çıldırmamaya çalıştığımı hatırlamıyorum. Adam, sonunda takati tükendiğinde gözlerini iyice sıkıp, başını geriye çekti. Görece derin bir nefes alıp gözlerini açtı ve ellerini benim tarafımdaki tümseklerin üzerinde bulunan taşlara uzatırken beni farketti. O an attığı çığlık bana evrenin başka bir köşesine kaçmamı öğütledi ama bedenim bütünüyle hâkimiyetimden çıkmıştı. Yapmam gerekeni dizlerim çözülüp yere düşecekken fark ettim.

Adama, şu an o gücü nasıl bir duygudan aldığımı bilmediğim bir halde yaklaştım. Sakallı duacı büzüldü, duvara yapıştı; ben üzerine gittikçe de duvarda bir yol açmak istermişçesine duvarı tırmalamaya başladı. Birkaç adım kaldığında durdum. Önce dua etmeye yeltendiğini gördüm. Ama korkması gereken zaten oydu, bunu o çılgın halinde fark edip vazgeçti. Benim duyduğum dehşet bir yana, ona tattırdığım acı, bana şeytani bir zevk vermeye başladı. Ama bekleyemedim. Buyurdum. Adam bilmediğini söyledi. Ben yine buyurdum; o yine bilmediğini söyledi. Gözyaşlarına boğuldu, aynı zamanda ağlayan bir çığlık attı ve en sonunda bayıldı.

Geri kalanını kendisi yaratacaktı. Benim görevim yalnızca başlatmaktı.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

1 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-08-05 16:10:21
Konu: ****************

çok güzel bi öykü olmuş tebrik ederim.güzel bi bağlama yapmışsın.gerçekten hoşuma gitti.

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »