• Bağlantılar

Satanica - Behemoth

Kasım 20, 2009 · Kategori: Anti madde

1999, Blackened Death Metal, 8/10

 

Satanica Behemoth’un death metal’e kayacağının sinyallerini verse de black metal dahilinde  bir albüm; zira hiçbir parçası için death metal denemez, genel şekliyle black metalin progresif ve içine teknik katılmış şekli… Behemoth’un önceki albümlerinden en büyük iki farkı; 1 – minimalist müzikten vazgeçilip tekniğe yönelilmesi, 2- parçaları olduğundan daha -sert- olarak algılatan, bir tını kullanılması...

Albümün atmosferi bana kadim İyonya’yı çağrıştırıyor -veya ben şarkı sözlerini parçaları dinlemezden önce okuduğumdan kafamda öyle bir imaj oluştu-. Minimal çizgiden uzak, ve şu nokta çok önemli; özgün bir albüm. Gitar riflerinin ve bunların davulla uyumlarının, vokalin davranışlarının, parçaların genel hatlarının benzerlerine başka bir grup ve albümde rastlamadım. Behemoth bile bu albüme benzer bir albüm yapmadı.

Albüm, Behemoth’un efsane parçası Decade of Therion’la başlıyor…  Basit bir gitar rifine sahip, buna rağmen şiddeti, nefreti, gücü, duyguyu; black metalde duyulması gerekenleri fazlasıyla duyuruyor. 

Sonraki albümündeki Pan Satyros’ta ana rif olarak kullanacağına benzer bir rifi sonlara doğru yakalanan LAM adlı görece parlak olmayan parçanın ardından dehşetengiz bateri ve gitar girişleriyle Ceremony of Shiva başlıyor. Parçanın girişi sırasında Inferno ve Nergal arasında kanlı, şiddetli, kimin yendiği yenildiği belli olmayan bir savaş var. Önce Infeno'nun ritm zekası ve bateri ustalığının birleşimi bir davul ve ardından Nergal'in gitarları...

The Alchemist's Dream içinse yeni bir paragrafa geçeyim. Parçanın konusu benim üç aşkımın (düş, düşünce, kimya) bileşimi olan simya. Albümün en melodik parçası. Çok özgün –albümün kendi içinde bile özgün-.  Simyacının bu düşü, Nergal’in Absürd Tiyatro'ya davetiyle başlıyor. Parçada duygu ve şiddet kardeş, ikisi aynı anda hissediliyor. Müzik sürekli taban değiştiriyor, Inferno’nun zekası albümün başından belli ama burada ayyuka çıkıyor, ve gitarlar… Vokal, alt gitar rifleriyle öyle uyumlu ki… şöyle açıklamaya çalışayım; şarkı sözleriyle bu rifler zaten birlikte yaratılmış, Nergal’e ise sadece zaten birlikte varolagelmiş bu ikiliyi bir yerlerden çıkarma işi düşmüş. Parçanın harika bir çıkışı var… yaratıcılık kokan, özgün (ne çok kullandım bu sözcüğü) ve "duygulu"!

Yine söylüyorum; albüm çok özgün ve Satanica’yı benim için bu kadar önemli yapan neden de büyük olasılıkla budur. Özel olarak şarkı sözlerine gelince; Nergal Satanica'yla birlikte şunu yapmaya başladı; "Şarkı sözlerini anlayıp anlamaman umrumda değil. Bahsettiğim konularda bilgin varsa belki bir şeyler çıkarabilirsin. Ama -birşeyler- sürekli saklı kalacak.” Oysa özellikle bu tür müzik yapanların şarkı sözlerinde gördüğüm şey tek fabrikadan çıkmış ürünlerdir.

Decade of Therion - 10
Lam - 4
Ceremony of Shiva - 8
Of Sephirotic Transformation And Carnality - 7
The Sermon To The Hypocrites - 8
Starspawn - 4
The Alchemist's Dream - 9
Chant For Esxhaton 2000 - 6

Mabool - Orphaned Land

Eylül 26, 2009 · Kategori: Anti madde

Folk/Progresif Metal - 2/10

Oryantalizme her türlü sanatta aşık olduğumdan ortadoğu müziği ile bu kadar özdeşleşmiş bu grubu dinleyeyim dedim. Fazlaca popüler olduğu için çok da birşey beklemiyordum ama beklediğimden de kötü çıktı.
Bu arkadaşlar folklörik görünmek için kastıkça kasmış ama çok samimiyetsiz (zorlama) olduklarından dolayı ortaya komik, çocuksu ve sinir bozucu bir albüm çıkmış. Klişe, özelliksiz ve ruhsuz gitar soloları da cabası...




Bazı cümleleri seversin

Eylül 4, 2009 · Kategori: Anti madde

An Elixir For Existence   -  Sirenia albümü

Save me From Myself  - Sirenia şarkısı

May I wear you this night? - Funeral'ın This Barren Skin adlı şarkısından bir söz

Keep on Selling Cocain to Angels -  Worship şarkısı


From These Wounds - Funeral

Temmuz 12, 2009 · Kategori: Anti madde

Gotik Doom Metal – 8/10

 

      Funeral aslında bir funeral doom metal grubuydu. Büyük olasılıkla da funeral doom’a isim babalığı yapan gruptur (ne kadar araştırdıysam da bu konuda bir bilgi bulamadım)… Yine de, eski şarkılarında bayan vokallerin yanısıra gotik bir hava seziliyordu. Bu albümde bu gotik motif çok daha önlerde. Bayan vokal yerine bariton tonda bir erkek vokal var. Klavye kullanımı oldukça yoğun ve melodiler de  -lirikler romantizm içermediği anlarda bile- fazlasıyla romantik bir tınıda. Çellonun kullanıldğı çok kısa zamanlar da var. Albüm This Barren Skin ve Vagrant God dışında oldukça ağır ve acı veren bir hava barındırıyor; bu iki şarkı da -her ne kadar neşeli olmasalar da- özellikle albümün geneliyle kıyaslandığında “acı verici”den çok “hüzünlü ama güçlü” olarak tanımlanabilir.

Önceleri gitarı daha ince tonlarda sanıyordum ama akort si’ye kadar düşürülmüş (Bunu Red Moon’u çalarken şarkının ortalarında keşfettim). Diğer tipik doom metal özelliği olan gitarların aşırı distorsiyonu bu tür bir albümde gitarları gereksiz yere biraz gerilere atıyor. Gitarlar yukarı tonda akort edilse vokal incelmek zorunda kalıp yaratılmak istenen atmosfer kaybolabilirdi ama en azından böylesine romantik ve melodik bir albümde gitar distorsiyonu biraz daha az yapılsa ritm gitarları daha iyi algılayabilirdik.

This Barren Skin’in ilk nakaratı sonrasındaki, Vagrant God’ın ise sonundaki gitar soloları çok güzel olsa da bunlar dışındakiler çok da cezbedici değil. Ama hemen hemen her gitar ve klavye melodisi çok "güzel".

Şarkı sözü yazarları gitarist Kjetil Ottersen (sadece This Barren Skin ve Vagrant God’da) ve vokalist ve basist Frode Forsmo...

Hayali bir kadın imajının uzaktan göründüğü romantik temalı;

“Bu gece seni giyebilir miyim,

Ölümümüze şaşarken?

Sanatında kaybolacağım,

Sen bana dönüşürken

…”

(This Barren Skin)

 

…ve yalnızlık ile ağırlık yüklü;

“Işıklar kapalı,

Kapılar kilitli,

Yatağıma bağlı halde,

Sadece ölmeyi bekliyorum”

(Pendulum)

 

…gibi iki çeşit lirik teması var.

Bu ikinci örnek aynı zamanda Forsmo’nun yazma stili olan daha dünyevi lirikler için de bir örnek. Ottersen’in lirikleri daha hayali bir dünyada, daha soyut kavramlarla anlatılıyor.

Albüm  şu ana kadar dinlediğim en güzel doom metal albümlerinden biri. Doom'dan nefret etmiyorsanız mutlaka dinleyin.


This Barren Skin – 10

From These Wounds – 7

The Architecture of Loss – 6

Red Moon – 8

Vagrant God – 7.5

Pendulum – 7.5

Saturn - 7

 

 

 

 

 

Salvation - Cult of Luna

Temmuz 11, 2009 · Kategori: Anti madde

Atmosferik Sludge Metal 7/10

 

Basit yapılı ama derin... Düşsel bir atmosferi var. Depresif kesinlikle değil ama hüzünlü ve biraz da romantik. Hüznü kimi zaman çok yumuşak ve sakin kimi zaman da agresif...

Şarkılar içinde ve şarkılar arasında tınılar bazen birden, bazen de yavaş yavaş sertleşiyor. Ama yumuşama anları her zaman “keskin” ve bir anda oluyor.

Çok farklı gitar tonları ve efektleri kullanılmış. Distorsiyon tonları normal bir metal müziğe kıyasla abartılı değil. Clean ve buna yakın tonlar çok güzel ve çok akıllıca ayarlanmış. Yine ritmler –ki sludge diyoruz, yani d-beatler- çok güzel ve davulun farklı anlarda klişeden oldukça uzak ve harika davranışları oluyor. Ayrıca; kesinlikle bas bir tınıda dinlenmesi gereken bir albüm.

Albümün tek hoşuma gitmeyen yanı vokaller. Hardcore vokal normalde sevdiğim bir vokal türüdür ama bu albümdeki vokal hiç akıllı davranmıyor, tonu güzel değil ve tekdüze gidiyor. Birkaç bölüm dışında (örneğin Waiting for You’nun çıkışı ve Crossing Over’ın sonundaki temiz vokal ve White Cell’in geneli) vokalin müziğe kötü bir etkisi var. Vokalist Klas Rydberg keşke daha derin bir ton kullanıp vokali gerekli zamanlarda incelip kalınlaştırsaydı, o zaman tadından yenmezdi bu albüm.

Albümden Waiting for You son zamanlarda duyduğum en güzel şarkılardan biri. Önceki parça Leave Me’nin (-ki Leave Me’nin ardından gelen Waiting for You ne güzel bir ironidir!) sonundaki noise bölümün ardından birden gerçekten “romantik” ve hüzünlü bir tınıda, gerçekten “romantik” ve hüzünlü bir melodi ve ritm giriyor. Parça sırasında sanki mevsimler geçip gidiyormuş gibi... Bu girişin ardından uzunca bir süre sonra, melodi değişiyor, ardından yine uzun soluklu bir distorsiyon bölümüne geçiş ve bölümün alt yapısı aynı kalsa da diğer tarafta değişen gitar tonları… En sonunda da bas gitar’ın haber verdiği kısa vokal bölümü… Tıpkı şarkının adı gibi, sanki şarkı boyunca onun gelmesini bekliyorum… mevsimler geçiyor ve ben bekliyorum.

 

“Bekledim, köpürmüş taşkını

Bekledim, senin için, gelmeni...”

(Hiçkimse şarkıyı dinlemeden “ne kadar sıradan sözler” demesin…)

 

Echoes – 6

Vague Illusions – 7.5

Leve Me Here – 6

Waiting for You – 10

Adrift – 4

White Cell – 7.5

Crossing Over – 8

Into the Beyond – 4

 

 

 

Written in Waters

Ocak 11, 2009 · Kategori: Anti madde


      
     Progresif/Avant-gart/Black Metal   7/10

     Ved Buens Ende 1994 yılında kurulan ilginç bir deneysel metal grubu (doğru; eğer deneyselse zaten ilginçtir). 1994-1995 arasında bir demo bir de stüdyo albümü çıkardılar. Çalışmaları sadece bu iki yıla ait. Grup her ne kadar 2007 yılında dağılsa da 2001 yılına kadar her hangi bir etkinlikleri yok. 2001 ve 2006 yılında çıkardıkları iki albüm de -daha önce yayınlanmamış parçalar içerse de- eski çalışmalara ait toplama albümler.
       Müzik genellikle progresif tarza yakın gitar rifleri ve davullar üzerine kurulu. Pek kullanılmayan vokallerden temiz olanı avantgard bir seyir izliyor (bu vokalleri baterist yapıyor), diğer tür vokal (gitarist tarafından yapılan) scream vokali andırsa da screamden biraz daha farklı. Arasıra giren bu blast beat davullar, tremolo vuruşları ve scream vokali andıran vokaller ile "Norveçliyiz, black metal kanımızda var" demeden geçmiyor arkadaşlar.
      Şarkıların garip, grotesk bir havası var. Hüzün göz kırpıyor gibi ama kendini hemen hemen hiç belli etmiyor. Şöyle garip bir yaklaşımda bulunacağım; hüzünlü olamayacak kadar neşeli ama depresif duyguya hüzünden daha yakın. Benim anlatamadığım o çok gizli ve çok uzak depresif havayı albüm kapağı belki biraz anlatabilir.
       Bahsettiğim bu genel şablondan ayrılan iki parça var: Autumn Leaves, bayan vokalin erkek temiz vokale eşlik ettiği, distorsiyonlanmış gitarın kullanılmadığı görece duygulu bir parça. Diğeri ise kayıt sesi daha gerilerde ve albümden dışlanmış gibi bir hali olan To Swarm Deserted Away. Bu şarkı fazla basit bir benzetmeyle Rus halk şarkılarını andırıyor.


 
I Sang For The Swans - 8.5
You, That May Wither - 8
It's Magic - 6
Den Saakaldte - 5
Carrier of Wounds - 5
Coiled In Wings - 5
Autumn Leaves - 8.5
Remembrance of Things Past - 7
To Swarm Deserted Away - 4
(Bu şarkıyı albümden saymak zorunda mıyız?)

Dopethrone - Electric Wizard

Hazirane 13, 2008 · Kategori: Anti madde

7.5/10 Stoner metal (2000)

   Bu albümü neden bu kadar seviyorum? Bu konuda kafamda kesin nedenler yok.
    Gitarların akortları aşırı derecede (sol'e kadar!) düşürülmüş. Gitar rifleri için özgün diyemem ama ilgi çekiciler. Vokalleri Black Sabbath’ın ilk dönemlerine benziyor;  vokaller biraz  geride. Genel olarak yavaş bir temposu var ama “hüzünlü” olma gibi bir amaçları  yok. Algılayabildiğim kadarıyla tek minör gam We Hate You’da kullanılıyor. Davullar çok tipik, farklı hiç birşeyi yok; tabii bu kötü olduğu anlamına gelmiyor, (ben –nasıl bi garipliktir çözemedim ama- yavaş müziklerdeki davulları daha çok seviyorum) Davullar çok basit, ama farklı bir davul da uymazdı bu albüme, yapılması gereken yapılmış ve çok da güzeller.
    Hüzünlü değil demiştim; değil, ama grotesk bir havası var. Groteskliğin nedeni ise  karanlığın ve korkunun dalga geçilmiş bir hali… Şarkı sözleri çok ilginç; genel olarak toplumdan soyutlanma üzerine kurulmuş ve bu şarkı sözlerinde çok harika anlar var; müzikle birlikte çok iyi bir “vurucu” etki yapabiliyor ( Medeni olduğunuzu düşünüyorsunuz, ama asla anlamayacaksınız – Barbarian). 

Vium Sabbathi – 8/10
Funeralapolis – 7/10
Weird Tales – 7/10
Barbarian –8/10
I, The Witcfinder – 5/10
The Hills Hve Eyes – 7/10 (çok kısa bir enstrümantal)
We Hate You - 9/10
Dopethrone – 6/10 (20 dk.lık bir şarkı ama yalnızca 10 dk.sında müzik var; gerisi sessiz. Tabii son 1 dakikasındaki garip konuşmlar hariç)

Theli - Therion

Hazirane 4, 2008 · Kategori: Anti madde

Senfonik Metal 2/10

Oryantal etkileri sanatın her türünde severim. Ama Therion’un Theli’de yaptığı tek şey, zaten varolagelmiş oryantal ezgileri kopyalayıp “dıd dırı dıt dıt”lardan ibaret bayağı gitar rifleri üzerine yapıştırmak. Vokaller çok komik. Albümde yapılanlar bizim düğün müziklerinden öteye gidemiyor. Nightside of Eden’ın birkaç dakikası dinlenebilecek türden, albümün geri kalan bütün kısmı sinir bozucu derecede gülünç ve saçma.



Disorder - Chiasm

Hazirane 4, 2008 · Kategori: Anti madde

  7/10 Techno     

     Vampire the Masquerade karşılaştıklarım arasında üzerinde en iyi (en çok değil, en iyi) çalışılmış oyunlardan biri. Çizimler ve seslere özellikle çok önem verilmiş. Konuyla uyuşmadığı için barlarda ve sokaklarda karşılaştığım gotik kızların ağız suyu akıtma potansiyellerinden bahsetmeyeceğim; mevzu bahis müzik… Oyundaki müzikler oyun için hazırlanmış müzikler değil. Santa Monica sahilindeki nihilistimsi gençlerin kasetçalarında Lacuna Coil çalıyor. Başka bir şehirdeki bir barda (barın sahibesinin göğüsleri çok güzeldi) Tiamat’tan Prey çalıyor (hatta albümün reklamı var barın duvarında). Santa Monica’da ise Asylum diye bir yer var –ki şizofren sahibesine aşık oldum- (düşünüyorum da, oyunda karşılaştığım nerdeyse bütün kadınlara aşık oldum), işte bu barda technoya benzer türde bir şarkı vardı. Sürekli bu parça çalardı barda, ben de gider dansederdim bazen… (“dance” diyosun, adam topluluğa akıp ellerini kollarını sallıyor… Çok güldüğüm bi askerlik anımı anlatmak istiyorum; “hele ben de girip bi dans ediym, sitresimi atayım” dediğim ilk seferde piste bi daldım, bütün dansedenler dansetmeyi bırakıp benden uzaklaştı… Bi de en karizmatik vampir türünü seçmiştim!) İşlerim gereği sürekli bu bara girip çıkıyordum ve barın değişmez şarkısı da buydu. Sonra bigün oyun dosylarına girip bu parçanın kime ait olduğuna baktım. Chiasm diye bi oluşumun Isolated diye bir şarkısıydı. İşte mevzu bahis içinde “Isolated”in bulunduğu Disorder albümü. Tamam, bahsettim, dağılın!
        Chiasm’ı araştırmıştım, sadece bi kadından oluşan bir hareket. Hesaplarıma göre şu anda 30lu yaşlarda, albüm çıktığında 25 yaşındaydı. Hayatına bakmıştım, rock temeli var. Albümde bu kendini belli ediyor. Genel olarak bir rock ritmi var ve bazı parçalar elektronik poptan daha çok elektronik rock gibi. Ve hayatını çözümlediğim kadarıyla şöyle bir şey olduğunu düşünüyorum; bu kız Disorder albümünü çıkarmadan önce hafiften bunalımdaydı, Disorder albümü bu bunalımın sonucu… Albümün çıkışının ardından -belki de albüm kendisine bazı kapılar açtığından…- bunalımdan çıkıyor, sıradan bir kıza dönüşüyor. Bu neşeli devir sırasında da Relapse albümünü çıkarıyor. Relapse sıradan bir pop albümün biraz daha ileri şekli o kadar. Ama Disorder türünde bi albüm çıktığını sanmıyorum. Normalde akla dansetmeyi veya salt ritme dayalı kendini salıvermeyi akla getiren bir müzik türüne hüzün katmış. Albüm bu aslında; hüzün. Yalnız bi kadının hüznünü anlatıyor -ben öyle anlıyorum-.
      Karanlık ve ürkütücü bir atmosferi var. Bu karanlık ve ürkünç atmosferin melankoliyle birleşimi çok iyi. Rahatsız edici bir tınıya sahip.  Ritmler bir kadından beklenmeyecek derecede özgün ve güzel (kadınlar resmen ritm aptalıdır). Kadın bazen punk-gotik rocktakilere benzer ezgiler mırıldanıyor, bazen de hüzünlü bir nefreti rapi andıran şekilde söylüyor. Albümün giriş parçası Formula insanı baş aşağı eden bir şekilde başlıyor. Karanlık bir hücredeki adamın “release me” sesini ardından kadının duygusal sesi bir melodi eşliğinde giriyor. Ve araya serpiştirilen o nefret dolu melankolinin rapleştirilmiş şekli… Albümdeki parçaların genel hattı aynen bu parçadaki gibi. Aralarında en iyisi Isolated… Son parça Someone dışında hepsi çok iyi çalışmalar. Bunalım, müzik zekası gelişmiş bir insanı çok iyi bir zamanda yakalamış. Sadece “isolated” sözcüğü, kadının albümdeki çığlığının anlamını ve albümü dinleyenin neyle karşılaşacağını gösteriyor.



Angels of Distress - Shape of Despair

Hazirane 4, 2008 · Kategori: Anti madde



8.5/10 Funeral doom metal  (2001)

     Shape of Despair funeral doom metali bu albümle kısmen popüler metale de tanıttı. Diğer funeral doom grupları aşırı yavaşlığı, kötü ses kaliteleri, alışılmadık müzik anlayışlarıyla uzun bir süre sadece doom dinleyicileri tarafından bilinip dinlenmişti.
     Albümün, funeral doomun “sadece doom dinleyicilerine hitap eden” özelliğinden sıyrılmasının üç nedeni olmalı. İlki, kullanılan melodilerin popüler kültüre oldukça aşina olması; zira funeral doomdaki ezgiler popüler müzik dinleyicisi için çekici değildir. İkincisi, daha önce funeral doomda pek yer etmemiş bayan vokal kullanımı… Bayan vokal özellikle popüler metalde tutulmak için sık başvurulan ve genellikle de hayal kırıklığına uğratmayan bir yöntemdir. Üçüncüsü ise funeral doomun keskinliğinin kısmen yontulması… Funeral doom hüzünlü değil depresif bir türdür. Bu yönü, funeral doom şarkılarını işkenceye dönüştürür; şarkılar uzadıkça uzar, vokaller alışılmadık çizgilere girer.
    Angels of Distress  SoD’un en iyi albümü. Metal müzikte bayan vokal kullanımı beni rahatsız etse de bu albümde bayan vokaller şarkıları çok güzel yerlere taşıyor. Bayan vokal Natalie Koskinen- şarkı sözleri mırıldanmak yerine müziğe bir klavye veya keman gibi eşlik ediyor. Çok yoğun klavye kullanımı var. Melodiler funeral doomun alışkın olmadığı üzere “romantik”. Şarkı sözleri de -doğrudan bir romantizm görülmese de- hitap şekilleriyle bazen romantizme kayıyor. Ben SoD’u hep Skepticism’in romantik versiyonu olarak gördüm. Kastım Skepticism’i taklit ettiği değil; zira son iki albümünde kendine özgü güzel bir tını oluşturdu.
     Albümün giriş parçası Fallen sonlara kadar hüzünlü ve biraz da depresif gitar, klavye, bayan vokal eşliğinde gidiyor ve sonlara doğru growling vokal giriyor. Growling vokalin en iyi ve en güzel kullanım şekline bu albümde rastladım. İkinci şarkı Angels of Distress  Fallen’daki gibi gitar, klavye ve bayan vokal ile başlıyor ve growling vokal ile devam ediyor. Albümdeki parçaların genel şekli de böyle… Şarkıların kendi içindeki (yine funeral dooma özgü) bekleme anları ve ardından birden patlayan melodiler...
     To live For My Death SoD’un en güzel şarkısıdır. Bayan vokal bu kez birkaç cümle kuracak gücü bulabiliyor. Şarkının 8.32’isnde gitarla giren melodi,  benim için doom metalin en vurucu anlarından birini oluşturur. Bu melodi uzun bir süre harika growling vokallerle sürüyor. Albümün çıkış parçası Nights Dew ise sanki diğer dört şarkının acı dolu etkisindeki dinleyiciyi kendine getirmek için konulmuş bir enstrümantal. Diğer şarkılar kadar  değil ama; sevinçten hüzünlenmek gibi, ona sahipken ondan bir saatliğine ayrılmak gibi… 

Fallen - 9/10
Angels of Distress - 9/10
...To Live For My Death - 9/10
Quiet These Paintings Are - 7/10
Night's Dew - 8/10


 

 

« Önceki ::