4/6/2007 - Satanica - Behemoth
1999, Alternatif/Progresif Black Metal, 8/10
Satanica Behemoth’un death metal’e kayacağının sinyallerini verse de black metal dahilinde değerlendirelecek bir albüm; zira hiçbir parçası için death metal denemez, genel şekliyle black metalin progresif ve içine teknik katılmış şekli… Behemoth’un önceki albümlerinden en büyük iki farkı; 1 – minimalist müzikten vazgeçilip tekniğe ve gitarlarla davullar arasında bir uyuma yönelilmesi, 2- parçaları olduğundan daha -sert- olarak algılatan, industrial müzikte kullanılan bir tını (sound) kullanılması.
Atmosferi bana kadim Yunan’ı çağrıştırıyor -veya ben şarkı sözlerini parçaları dinlemezden önce okuduğumdan kafamda öyle bir imaj oluştu. Minimal çizgiden uzak, ve şu nokta çok önemli; özgün bir albüm. Gitar riflerinin ve bunların davulla uyumlarının, vokalin davranışlarının, parçaların genel hatlarının benzerlerine başka bir grup ve albümde rastlamadım. Behemoth bile bu albüme benzer bir albüm yapmadı.
Albüm, Behemoth’un efsane parçası Decade of Therion’la başlıyor; her muhteşem şeyin karışık olması gerekmediğine güzel bir örnek… Çok basit bir gitar rifine sahip, buna rağmen şiddeti, nefreti, gücü, duyguyu; black metalde duyulması gerekenleri fazlasıyla duyuruyor. Bu parçanın klibi üstün bir sanat eseri. Grubun bundan sonra yaptığı üç ucuz klip de Decade of Therion’un klibiyle boy ölçüşemez.
Sonraki albümündeki Pan Satyros’ta ana rif olarak kullanacağına benzer bir rifi sonlara doğru yakalanan LAM adlı görece parlak olmayan parçanın ardından dehşetengiz bateri ve gitar girişleriyle Ceremony of Shiva başlıyor ki Nergal vokale girdiği sırada (ve girmeden hemen önce) çalınan gitarın tabını şimdilik çıkarmaya çalışmamak gerek. Parçanın girişi sırasında Inferno ve Nergal arasında kanlı, şiddetli, kimin yendiği yenildiği belli olmayan bir savaş oluyor. Önce Infeno'nun o özgün ritm zekası ve bateri ustalığının birleşimi bir davul ve ardından Nergal'in gitarı...
The Alchemist's Dream içinse yeni bir paragrafa geçeyim. Parçanın konusu benim üç aşkımın (düş, düşünç, kimya) bileşimi olan simya. Albümün en melodik parçası.Çok özgün –albümün kendi içinde bile özgün-. En benzetilebilecek melodi ve rifler bile çok uzak kalacaktır. Simyacının bu düşü, Nergal’in Absürd Tiyatro'ya davetiyle başlıyor. Parçada duygu ve şiddet kardeş. İkisi aynı anda hissediliyor. Müzik sürekli taban değiştiriyor, Inferno’nun zekası albümün başından belli ama burada ayyuka çıkıyor, ve gitarlar… Vokal, alt gitar rifleriyle öyle uyumlu ki… şöyle açıklamaya çalışayım; şarkı sözleriyle bu rifler zaten birlikte yaratılmış, Nergal’e ise sadece zaten birlikte varolagelmiş bu ikiliyi bir yerlerden çıkarma işi düşmüş. Şarkı sözleri ayyukta (...yaşam tatlıdır; ki ölüm aynı zamanda yaşamdır…) Parçanın harika bir çıkışı var… yaratıcılık kokan, özgün (ne çok kullandım bu sözcüğü) ve "duygusal"... Yarım saat boyunca bu yaklaşık iki dakika süren çıkışı tekrar tekrar dinleyebilirim.
Yine söylüyorum, albüm çok özgün ve Satanica’yı benim için bu kadar önemli yapan neden de büyük olasılıkla budur. Özel olarak şarkı sözlerine gelince; Nergal Satanica'yla birlikte şunu yapmaya başladı; "Şarkı sözlerini anlayıp anlamaman umrumda değil. Bahsettiğim konularda bilgin varsa belki bir şeyler çıkarabilirsin. Ama -birşeyler- sürekli saklı kalacak.” Özellikle bu tür müzik yapanların şarkı sözlerinde gördüğüm şey tek fabrikadan çıkmış ürünler. Oysa Satanica sonrası Behemoth’un müziği edebi niteliğiyle değerlendirilince kapı bir üst boyuta açılıyor. Parçaları salt müzik olamaktan çıkıp bir öykü veya felsefe veya şiir (aslında hiç biri değil ama hepsi) değeri kazanıyor. Yani ekstrem metali kafa sallayarak algılayanların, konu Behemoth olunca kaybedecek şeyleri var.
(Bu yazı, çok önceleri yazmış olduğum bir incelemenin geliştirilmiş ve içime sindirilmiş şeklidir.)
|